Bu 1 Mayıs, bizi olayları daha net görmeye ve onları anlamamıza çağırıyor: Ülkemizin işçi sınıfı ve halkı her geçen gün, sermayenin ve onu destekleyen siyasi güçlerin artan baskısı altında daha fazla boğuluyor.
Hem sermayenin kârlarını hem de zararlarını ödememiz biz çalışanlardan isteniyor!
Ücretler, çalışma saatleri, sosyal güvenlik, emeklilik gibi haklarımız, sermaye kriz kapıya dayandığında “çöpe” atılmaktadır. Ancak sermaye kârlılığını güvence altına aldıktan sonra bile, yüzyıllar süren mücadelelerle elde ettiğimiz haklar baskılanmaya devam etti! Çünkü sermayenin “gelişimi”nin önkoşulu, çalışanların sömürüsünün artması anlamına gelmekteydi.
Bunu defalarca gördük: yeme-içme sektöründe, inşaat sektöründe, ticarette, hizmetlerde – en küçük hak talebi bile işten atılmaya sebep oldu – hatta kamu sektöründe bile, çalışanlar sözleşmeli pozisyonlarla sürekli olarak kendi ihtiyaçları karşılamak zorunda bırakıldı. Sermaye, işçilere hiçbir zaman lütufta bulunmadı!
Maaşlı çalışanların her sektörde ürettiği artı değeri, ödenmemiş fazla mesailerle, yaşam kalitesi sağlamayan açlık sınırındaki maaşlarla sömürmeyi çok iyi başarıyorlar. İş kazaları ve iş cinayetleri ise artık üzücü bir rutin haline geldi. Ancak birikilen servet, onu üretenlerle asla paylaşılmak istenmemektedir.
Yeni bir kriz sürecine doğru ilerlerken – ki bunu yine uluslararası sermaye ve dünya genelindeki burjuva hükümetler yaratıyor – işçiler bir kez daha bu bedeli ödemeye çağrılacak.
Üstelik rekabetlerini yeni kanlı savaşlarla “çözme” tehlikesi her zamankinden daha görünür hâle geldi; bu savaşların bedelini de yine halklar ödeyecek; hem parayla hem de kanla.
Sömürgeciliğin ve emperyalist müdahalelerin vahşetini, sermaye sömürüsünü yaşayan Kıbrıs işçi sınıfı, kendisine borçludur: sahte ayrımlara kanmadan, düşmanlarının kurduğu yapay engelleri aşarak, burjuvazinin çıkarlarına hizmet eden çatışmaları reddederek, hakları için örgütlü ve mücadeleci bir şekilde ayağa kalkmalıdır.
Çürümüş ve barbar kapitalist sistemini yıkmak, adanın tamamında ürettiği zenginliğin sahibi olmak için, yeni bir toplumda – Sosyalizm-Komünizmde – mücadele etmek zorundadır.
Her gün kazanılmış hakları yok eden “işçi barışına” HAYIR diyoruz!
Artık yanılsamalara son!
Taleplerimiz:
· Günümüz ihtiyaçlarına uygun ücretler
· Fazla mesai ücretlerinin ödenmesi
· Çalışma süresinin azaltılması ve esnek çalışma biçimlerinin kaldırılması
· Hayat Pahalılığı Ödeneğinin (ATA) %100 oranında geri getirilmesi ve uygulamasının yaygınlaştırılması
· Pazar günü tatil hakkının yeniden tesis edilmesi
· Sağlıklı ve güvenli çalışma koşulları
· Çağdaş ihtiyaçları güvence altına alan toplu iş sözleşmeleri
