Kıbrıs Komünist İnisiyatifi’nin hain darbe ve Türk işgalinin yıldönümlerine ilişkin açıklaması

Bu yıl hain darbenin ve Türk işgalinin kara yıldönümleri, Kıbrıs sorunu etrafındaki tehlikeli gelişmelerin yoğunlaştığı bir döneme denk gelmektedir. Doğu Akdeniz’deki emperyalist planlar hız kazanırken, “gevşek federasyon” olarak adlandırılan yeni düzenlemelere ilişkin haberler ve müdahaleler artmaktadır. Kıbrıs Komünist İnisiyatifi’ne göre bu model, gerçekte bir konfederasyon anlamına gelmekte ve iki ayrı devlet yapısını kalıcılaştırmaktadır. Aynı zamanda mevcut garantörlük sisteminin yerine NATO çerçevesinde yeni bir “güvenlik” düzeni getirilmesi ve Kıbrıs’ın NATO’nun planlarına daha da derin biçimde entegre edilmesi hedeflenmektedir.

Bu gelişmeler, Kıbrıs sorununu doğuran aynı stratejinin devamıdır. Atina Cuntası ile EOKA B’nin gerçekleştirdiği hain darbe ve ardından gelen Türk işgali; yabancı NATO’cu emperyalist müdahalelerin, milliyetçilik ve şovenizmi, ayrıca bölgedeki rekabetleri kullanıp güçlendirmesinin doruk noktası olmuştur. Bu süreç ülkenin ve halkın zorla bölünmesine yol açmış, bölgedeki çıkarların dayatılmasına hizmet etmiştir.
Elli iki yıl sonra da işgal ve halkın bölünmüşlüğü sürmektedir. Mülteciler hâlâ evlerine dönememiş, yerleşimci politikası kalıcı hâle gelmiş ve sorunun oluşmasında başrol oynayan aynı güçler, 1974 suçunun sonuçlarını kalıcılaştıracak yeni düzenlemeleri “çözüm” olarak sunmaya çalışmaktadır.

Öne sürülen “gevşek federasyon”, Kıbrıs Komünist İnisiyatifi’ne göre gerçek bir federasyon değil, konfederal bir düzenlemedir; yani iki devletli çözümün bir biçimidir ve etnik ayrımı sürdürüp meşrulaştırmaktadır. Benzer şekilde garantör devletlerin yerine NATO merkezli yeni bir “güvenlik” sisteminin getirilmesi de Kıbrıs’ı dış bağımlılıktan kurtarmamakta, aksine Doğu Akdeniz’deki Avro-Atlantik planlarının daha ileri bir askeri üssüne dönüştürmeyi amaçlamaktadır.
Kıbrıs Komünist İnisiyatifi, hain darbeye ve Türk işgaline karşı direnen komünistleri, demokrat direnişçileri ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ni savunurken hayatını kaybeden herkesi saygıyla anmaktadır.

Bugün her zamankinden daha fazla, Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk emekçilerin hem işgale hem de halkın bölünmesini kalıcılaştırmayı amaçlayan planlara karşı ortak mücadele yürütmesi gerekmektedir. Çözümün yeni emperyalist düzenlemelerden ya da Kıbrıs’ın Avro-Atlantik planlarına daha fazla dâhil edilmesinden doğamayacağı ifade edilmektedir.

Kıbrıs Komünist İnisiyatifi, işgal ordularının, yabancı üslerin, garantörlük sisteminin ve her türlü yabancı askerî varlığın bulunmadığı; bağımsız ve bütünlüğünü koruyan bir Kıbrıs hedefini yeniden teyit etmektedir. Tek vatan, tek devlet yapısı, tek egemenlik, tek uluslararası kişilik ve tek vatandaşlık esasına dayanan; Kıbrıslı Rumları, Kıbrıslı Türkleri, Ermenileri, Marunileri ve Latinleri etnik ayrım ve ayrımcılık olmaksızın kapsayan tek bir halk öngörmektedir. Dil ve din farkı gözetmeksizin; ulusal, dilsel, dinsel ve kültürel farklılıkları tanıyıp saygı gösteren bir devlet savunulmaktadır. Ayrıca tek bir ekonomi ve kurumlar çerçevesinde, gerçek çatışmanın dil ya da din temelinde değil, emekçiler ile sermaye sahipleri ve onların iktidarı arasında olduğu anlayışının öne çıkarılması gerektiği belirtilmektedir.

Son olarak, Kıbrıs’ın kurtuluşu ve yeniden birleşmesi mücadelesinin; savaşları, işgali ve bölünmeyi doğuran emperyalizme ve kapitalist sisteme karşı mücadeleden ayrı düşünülemeyeceği vurgulanmaktadır. Gerçek anlamda özgür, bağımsız ve yeniden birleşmiş bir vatanın yolunu ancak işçi sınıfının ve halk kesimlerinin örgütlü ortak mücadelesinin açabileceği ifade edilmektedir.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *