Sekiz kişi hayatını kaybetti. Denizde boğulan; aileleri, çocukları, anne babaları ve hayalleri olan insanlar. Arama çalışmaları devam ederken hâlâ kayıp olanlar da var.
Ancak bu trajedinin ortasında, insanlık dışı yorumları ve ölümlerden duydukları sevinçle bilinen milliyetçilerin ortaya çıkması gecikmedi. Açıkça söyleyelim: Sırf “diğer tarafta” doğdukları için insanların ölümüne sevinebilen biri, Kıbrıs’ı savunmuyor.
Milliyetçiliği en çürümüş ve en insanlık dışı biçimiyle savunuyor. Bir komünist için insan hayatının milliyeti, dini ya da bayrağı yoktur. “Bizim ölümüz” ve “onların ölüsü” diye bir şey yoktur. Ölen bir insandır. Eğer bazıları Girne açıklarında bir Kıbrıslı Türkün, bir Türkün ya da herhangi bir insanın ölümünü kutlama sebebi olarak görüyorsa, bilsinler ki bizim Kıbrıs anlayışımız onlarınkinin tam karşısındadır.
Milliyetçiliğin bize insandan nefret etmeyi öğretmesine izin vermeyeceğiz. Kıbrıs’ın işçi sınıfının ve halkının ne nefretten, ne ölümler karşısında duyulan sevinçten ne de şovenizmden kazanacağı hiçbir şey yoktur. Buna karşılık, onları birbirinden ayıran, zehirleyen ve birbirlerini düşman olarak görmeye hazırlayan anlayışların karşısında durmak, Kıbrıs’ın işçi sınıfının ve halkının ortak çıkarınadır. Ölenlere saygı.
Kayıplar için umut ve bir an önce kurtarılmaları dileği. Aileleriyle dayanışma. Boğulan insanların ölümleri üzerinden kutlama yapan milliyetçilere ise tek bir cevabımız var: Bizi temsil etmiyorsunuz. Bizim adımıza konuşmuyorsunuz. Her şeyden önemlisi, insanlığımızdan vazgeçmemizi sağlayamayacaksınız.
